Dakikti. Tam buluşma saatinde buluşacağımız noktaya gelmişti. Yüzünde yine o mutlu gülümseme oluştu, elinde değildi sanırım. Üç ayı geçmişti birbirimizi görmeyeli. Ben de gülüyordum. El sıkıştıktan sonra yürümeye başladık. Telefon hattıyla ilgili yaşadığı problemden bahsetti, Almanya'ya gittiğinde kullanabilmek için operatör değiştirmişti ancak onunla da ilgili sorunlar çıkmıştı. O sırada her zaman gittiğimiz cafeye oturmak isteyip istemediğini sordum. Görüşmelerimizin son demlerinde yeni açılan, beraber bir kez gittiğimiz cafeye gitmek istediğini söyledi. Alışkanlıklarını değiştirmek zordu, demek ki bu sürede çok kez gitmişti oraya. "Almanya nasıl geçti, neler yaptın?" diye sorduğumda verdiği "Harika!" cevabı içimi cız etmeye yetmişti. "Oturunca fotoğrafları gösteririm" dedi.
Oturduk, ilk dikkatimi çeken pantolonu yeniydi, diğer kıyafetlerini hatırlıyordum. "Dün akşam yakındaki ilçeye gitmiştim, o yüzden bugün için görüşelim dedim, hatırlıyor musun Kuşadasındaki şu çocuk yazdı, neydi ismi" dedi. Başlamıştık. Oklar üzerime yağmaya başlamıştı. Üzerime isabet ettikçe canım yanıyor, konuşamıyordum. "Sen neler yapıyorsun?" dedi. "İş, güç aynen devam" dedim. Aşk hayatı nasıl gidiyor dediğinde ise, o da aynı bir değişiklik yok diye cevap verdim. Sakıncalı soruya gelmiştik. "Senin?" diye sorduğumda alacağım cevap, direk olarak kalp çarpıntılarımın artmasını tetikleyecek özellikteydi. "Çok hareketli" dedi. "Aşk kısmı mı?" dedim şaşırmış bir biçimde. "Hayır" dedi, "Cinsellik kısmı". "Tahmin edebiliyorum" dedim.
Sonra fotoğraflara bakmaya başladık, o sırada yanımda getirdiğim flash belleği ona verdim ve Prag fotoğraflarını getirip getiremeyeceğini sordum. Tamam dedi. Almanya fotoğraflarına bakarken bir yandan fotoğraftaki görüntüyü anlatıyor bir yandan da neler yaptığını söylüyordu. Köln'de sabaha karşı olan uçağını, barda tanıştığı çocuğun evine gittikten sonra uyuyakalarak kaçırdığını söyledi. İçim parçalanmaya devam ediyordu, kontrol edemediğim bir biçimde. Neden bilmiyordum, nasıl bu kadar hassas birine dönüşebilmiştim? Blog yazmaya başladığımı söyledim, "Evet haberim var" dedi "En son dokuzuncu bölümü yazmışsın", şaşırmıştım, telefonundan blogun adresini açtı ve gösterdi. Kendimi yine mağdur olarak, onu ise duygusuz ve egolu biri olarak gösterdiğimi söyledi.
Konu konuyu açtı ve ben
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder