6 Ağustos 2016 Cumartesi

Bölüm xd - Tülay

Diğer günlerden tek farkı ertesi günün tatil olmasıydı. Onun dışında son birkaç haftadır yaşadığım gereksiz matemli, duygu dalgalanmalı, kafa patlatmalı, kurmalı günlerden biriydi yine. Üzerime serilmiş olumsuz düşüncelerden bir türlü kurtulamıyordum. Bu hem işyerindeki psikolojime ve performansıma yansıyordu hem de hiç bir işe odaklanamıyordum. Problemim kendimleydi. Bir yandan iş yapmaya uğraşırken bir yandan aklımın kenarındaki öylece duran düşücelere artık alışmıştım. Nedenini bilmiyordum. Bu kadar kötü hissetmek için bir nedenim yoktu. 
Mesai başlayalı sadece bir iki saat olmuştu ki müdürümden bir telefon geldi. Bir müşterinin denetime geldiğini söyledi. O müşteriyi beklemiyorduk, hazır değildik. Zaten denetim sırasında panik olan benim şimdi iyice elim ayağıma dolaşmıştı. Denetçileri karşıladıktan sonra biraz sohbetin ardından denetime başlamıştık. Binbir türlü problem ve soru içerisinde ilerlerken birden aklımın köşesine perçinlenmiş düşüncelerin tekrar kıpırdandığını fark ettim. Bu kadar da olamazdı. İşimle ilgili hayati anlarda bile aklımda birden yüzeye çıkıyor, zaten denetimin pek iyi gitmemesi nedeniyle de bozulmuş moralimi iyice sıfırlıyordu. Akşam iş çıkışı saatine yakın bir zamanda biten denetim sonrası ben de bitmiştim. Durum çok kötüydü, işle ilgili iç açıcı bir taraf yoktu. Bundan sonraki denetimlerin de iyi olması için elimden geleni yapsam bile olmayacaktı biliyordum.
Aldığım darbe üstüne darbe sonrası iyice zayıflayan bilincim, belki de hiç yaşamadığım sigara tiryakiliği gibi, o an Özgür'ün varlığının bana nasıl güç verdiğini hatırladı birden. O kısa süreli iyi his bile kafamda şimşek hızıyla bir senaryo yazmama yetti. Özgür'e yazacaktım. Evet, herşeyi göze alıp, karşısında düşeceğim durumu hiçe sayarak ona yazıcaktım. Bunca aydan sonra herşeyin daha iyiye gitmesi gerekirken daha da kötüleştiğini görmek bendeki gücü tüketmişti. Silkinip kendime geldiğimde dahi düşünce hâlâ kafamdaydı ve bilinçaltım bu fikrin iyi yanlarını beyin fırtınası şeklinde kafamın içinde dolandırıyordu.
Hemen iki arkadaşıma yazdım, ruh halimi ve yapmak istediğimi anlattım. İkisi de beni frenlemek için dil dökmeye başladı. Cayabilirdim de. Ancak belki de zamanı gelmişti. Onunla yüz yüze görüşüp konuşmak istiyordum hepsi bu. "Hadi tekrar sevgili olalım" veya "Seni çok özledim, sensiz yapamıyorum" temalı cümleler kurmayı hiç düşünmedim zaten. Dün buluştuğum Efecan, bir şeyi fark etmemi sağlamıştı. "Şu anda onu senden iyi kimse tanımıyor, o yüzden hareketlerini, duygularını en çok sen kestirebilirsin" demişti. Umutlanmadan, tüm beklentilerimi bir kenara bırakarak yazacaktım ona.
Yazdım. Doğum günümden sonra, üzerinden aylar geçtikten sonra ilk kez, yazmıştım ona. Karşılıklı hatır sorma faslından sonra dışarıda birşeyler içmek isteyip istemediğini sordum. "Yarın filan olabilir" demişti. Bir planı vardı belki ya da kendini ağırdan satmak istemişti. "Kaç gibi?" dediğimde "19:00-20:00 arası" dedi. Burda kastettiği buluşabileceğimiz saat aralığı mıydı yoksa benimle görüşmeye ayıracağı toplam süre miydi onu anlayamamıştım. "Yarın haberleşiriz" diyip konuşmayı bitirdim. Ve gol. Uzun süre sonra ilk ego tatminini ona yaşatmıştım. Özlemiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder